21 Ocak 2018 Pazar

HOMO DEUS - YUVAL NOAH HARARI


4
Kolektif Kitap
Çeviri: Poyzan Nur Taneli
453 sayfa


Homo Sapiens insanların kısa bir tarihiyken, Homo Deus’da yarının kısa bir tarihini anlatıyor.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, dünyada insanın yeri değişecek mi? Liberalizm sosyalizme nasıl son verdi ve liberalizmin sonu mu geliyor? Birbiriyle ve toplumla sürekli iletişimde olan insan bireyselliğinden vaz mı geçiyor? Kitap, böyle soruların cevaplarından oluşuyor.

Homo Deus’da Sapiens gibi basit bir dille yazılmış. Genel olarak baktığımızda distopik özellikler taşıyor.

Ben Sapiens’i Deus’dan daha çok sevdim. Öncelikle yazar Sapiens’de verdiği örnekleri burada da vermiş. Sapiens’de değindiği konuları burada geniş geniş anlatmış. Bazen derslerimde de böyle konular konuşulduğu için, Homo Deus beni şaşırtan bir kitap olamadı.

Yazarın Ted Talks konuşması için: tık

“Başarı, hırsı ve açgözlülüğü beraberinde getirir; yeni başarılarımız bizi daha cüretkar hedefler koymaya yönlendiriyor. Eşi benzeri görülmemiş refah ve sağlık nedenleriyle uyum içinde yaşamayı garantilediğimize göre, insanlığın yeni hedefi ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık olacak gibi duruyor.”

“Tarih tek bir anlatı değildir; aksine binlerce çeşitli anlatıdan meydana gelir. Neyi anlatmayı seçersek, bir diğerini susturmayı tercih etmiş oluruz.”

“Savaşı anlamak istiyorsanız tepedeki komutanlara ya da gökteki meleklere değil sıradan erlerin gözlerinin içine bakmanız gerekir.”


“Modern insanlık bitmek tükenmek bilmeyen bir ‘Fırsat Kaçırma Korkusu’ tarafından esir alınmış durumda. Hiç olmadığı kadar çok seçeneğimiz olmasına rağmen, tercihlerimize odaklanma yeteneğimizi kaybetmiş haldeyiz.”


18 Ocak 2018 Perşembe

MACBETH - WILLIAM SHAKESPEARE


3
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çeviri: Sabahattin Eyüboğlu
108 sayfa


Ekim ayında oyununu izlemiştim Macbeth’in. Kitabını oyundan bile daha çok sevdim.

Macbeth, Shakespeare’in trajedileri arasında en kısa olanıymış.  Oyunun ilk temsili ise 7 Ağustos 1606’da sarayda Kral I.James ile Danimarka Kralı IV. Christian’a yapılmış.

Shakespeare oyunlarının ölümsüzlüğünün nedeni sanırım insanın hiçbir zaman değişmemesi. Kafamızı kaldırdığımızda nice Macbethler, Duncanlar hatta Lady Macbeth’ler bile görebiliriz.

Shekespeare seviyorsanız ve henüz okumamışsanız, kaçırmayın derim. Klasik uyarımı da es geçmeyeyim, önsözü kitaptan sonra okumanızı tavsiye ederim yoksa tüm oyunu öğrenmiş olursunuz.

“İyi demek kötü demek, kötü demek iyi demek.”

“İnsanın düşündükleri
Gördüklerinden daha korkunç olurmuş meğer.”

“Hoş geldin! Sen yüreğime diktiğim bir fidan gibisin;
Geliştirip büyütmeye çalışacağım seni!”

“Yüzün beyim, yüzün bir kitaptır unutma;
İçine korkulu bir şeyler okuyabilir insan.
Dünyayı aldatmak isteyen dünyanın rengine bürünecek.”

“Oysa hep bilirsiniz nedir,
Ölümlülerin başını yiyen:

Kendine fazla güven.”


9 Ocak 2018 Salı

ÇAĞDAŞ DEVLET DÜZENLERİ - CEM EROĞLU

imaj yayınevi

2
İmaj Yayınevi
278 sayfa


Çağdaş Devlet Düzenleri, Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler dersinin isteğe bağlı okumalarından biri. Ben bu dersi İngilizce – Comparative Political Systems – olarak alıyorum.

Genel olarak ders okumalarımı paylaşmam, bilirsiniz ama bu hem zorunlu okuma değil, hem de genel kültüre girebileceğini düşündüğüm bilgiler içeriyor. Ayrıca dili de oldukça yalın.

Kitap İngiltere, Amerika, Fransa ve Almanya’yı dokuz başlık altında incelemiş: Kuruluş, Anayasal Düzenlemeler, Yasama, Yürütme, Yargı, Seçimler, Siyasal Partiler ve Baskı Kümeleri.

Bu konular hakkında meraklıysanız, güzel bir giriş kitabı olabilir. Keyifli okumalar. 💫



3 Ocak 2018 Çarşamba

AYNADAKİ MUAMMA - JOSTEIN GAARDER

pan yayıncılık

1*
Pan Yayıncılık
Çeviri: Kari Çağatay – Yasemin Çağatay
136 sayfa


“Evrende canlı bir beyin olmak ilginç bir duygu olmalı. Bu, büyük evrende, kendine has küçük bir evren olmak gibi.”

Aynadaki Muamma’yı Kadıköy Sahaf Festivali’den almıştım. Aslında Pireneler’deki Şato’yu arıyordum. Bulamadım.

Öncelikle Aynadaki Muamma’yı okumak için iyi bir zaman seçmişim çünkü kitap Christmas’da başlıyor. Norveç’te geçen kitabımızın konusu hasta bir kız ile meleğin konuşmaları. Biraz hüzünlü bir hikaye.

Jostein Gaarder okuyanlar bilir, türü çocuk kitabı olsa da asla tam olarak çocuk kitabı olmaz eserleri. İçinde bir mesaj, felsefe vardır.

Yazarın okuduğum diğer kitaplarının yanında bir tık altta kalsa da, kendini bana sevdirdi.

Okurken Tanrı ile Sohbet’in basitleştirilmiş versiyonuymuş hissettim. Aynadaki Muamma’da hayata, tanrıya yönelik sorgulama vardı ama Hristiyan inancının etkisinden kurtulamamıştı.

Sonuç olarak eğer yazarı seviyorsanız, okuyabilirsiniz ama yazara başlangıç olarak tercih etmenizi önermem.


*Artık kaçıncı kitapta olduğumu burada belirteceğim, sevgiler 💗 

“Dünyaya gelmek, bir anlamda gündüzleri güneşin, geceleri ayın ve yıldızların mavi gökyüzünü süslediği bir dünyayı hediye almak demek.”

“Bir dünya yaratmak elbette küçük bir sanat işi değil, ama her zaman boş bir sayfadan başlanır.”

“Bazen Tanrı çaresizce kollarını açar ve kendine der ki: ‘Birinin veya diğerinin farklı olabileceğinin bilincindeyim ama olan olmuş ve ben de o kadar mükemmel değilim.’”

“Bazen bir şeyler o kadar güzel olabilir ki neredeyse canını acıtır.”

“Doğada olan her şey yavaş bir yangın gibidir. Tüm yaratılış için için yanmaktadır.”




29 Aralık 2017 Cuma

ÖZET 2017

2017 yılının sonuna geldik. Bakalım Salıncak bu yıl neler yapmış?

Siz de yılbaşı zamanını sevmiyor musunuz?
Bütün Aralık ayımı Christmas müzikleri dinleyerek geçirdim.


Bloguma 124 –bununla birlikte 125- post girmişim. 109 tanesi kitap yorumu, geri kalanlarını dizi, film, tiyatro, yaşamdan kareler başlıkları altında bulabilirsiniz.

109 kitap okudum ve hepsi toplamda 31.185 sayfa. Güne vurduğumuzda sadece 87 sayfacık ediyor. En çok kitabı Mayıs ve Temmuz ayında bitirmişim: 14 kitap. Ancak sayfa sayısında birinciliği Ağustos 3.984 sayfa ile almış. En az ise Aralık, sadece 4 kitap ve 1.260 sayfa kitap okumuşum.

Bu yıl en çok görüntülenen postum, Monte Cristo Kontu olmuş. İkinciliği ise Natalio Grueso’dan Yalnızlık almış.

even


İzlediğim dizilerden favorim Skam oldu. 13 Reasons Why ve Shameless’da sevdiklerimden. –Shameless’da 6. sezona geldim, eski sezonları daha iyi değil miydi sizce de?-

2017 istatistiklerim böyle. Genele bakarsak:

Yazın Balkan ülkelerini gezdik, yazıyı okumak için Kitap Eylemi’nin bloguna bakabilirsiniz. Saraybosna ve Üsküp beğendiğim şehirlerin arasına girdi. Zaten düşününce içinden nehir geçen şehirleri ayrı seviyorum.

Severek okuduğum Birhan Keskin’e kitap imzalattım, yılbaşı isteklerime kendisinden yeni kitap beklediğimi de eklesek fena olmaz.

Vialand, Barış Manço Müzesi gibi merak ettiğim yerlere gittim. Büyükada’da Hatırla Sevgili’nin çekildiği yerleri ziyaret ettim. Bir keşke bırakayım buraya, adalara daha fazla gitmek isterdim.



Eğitim hayatımda değişiklikler oldu. Çift anadal yapmaya başladım –umarım bitirebilirim- ve bu nedenle AÖF Edebiyat’ı dondurdum. İtalyanca kursuna başladım. Kurs dışında çalışma imkanı bulamasam da, sevdiğim bir dil oldu. Io amo l’italino ma non ho tempo per studiare.

Sosyal medya hesaplarımı kapattım –instagram ve twitter. Yaşasın bloglar ve blogger olmak!

Kısaca 2017 yılım böyle geçti.

Sade, klasik ama güzel bir dilekle bitireyim, 2018 herkese mutluluk getirsin. 💙






22 Aralık 2017 Cuma

109) FANTASTİK CANAVARLAR NELERDİR, NEREDE BULUNURLAR? - J.K. ROWLING

özel resimli basım

Resimli Özel Basım
Yapı Kredi Yayınları
Çeviri: Sevin Okyay – Gül Sarıoğlu
135 sayfa


Düşünün ki sabah muggle gibi okula gidip siyaset, hukuk, iktisat falan görüyorsunuz ama akşam eve dönünce sizi muhteşem fantastik bir dünya bekliyor.

‘Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?’ın Hogwarts’da ders olduğunu göz önüne alınca, hayat gerçekten adil gelmiyor.

Yine de, ufak gelişmeler de yok değil! Middlebury’den Stephen Deets lisans öğrencilerine Harry Potter’ı kullanarak ders anlatıyormuş.* Buradan kendi hocalarıma da, Stephen Deets’i örnek almaları gerektiğini söylemek istiyorum.

resimli özel basım

Hogwarts will always be there to welcome you home


Kitaba dönersek, daha önce Fantastik Canavarlar’ın resimsiz ve küçük edisyonunu okumuştum, ancak her canavarı hayal etmem mümkün olmamıştı. Çizimli halini bu nedenle çok beğendim. Hatta her HP kitabı okuduğumda dediğim gibi “Dünyanın en güzel kitabı!” diye Kitap Eylemi’nin başını birazcık şişirmiş olabilirim.

İlkokuldan beri Harry Potter’ı defalarca okumuş biri olarak, bu serinin yaşı olmadığını düşünüyorum. Harry, Ron ve Hermione benimle büyüyen, yıllardır yanımda olan dostlarım gibiler.

Tam olarak bu yüzden kitap okudukça hayatta asla yalnız kalmayacağız. Her zaman bizimle birlikte olan, başka insanların fark edemediği, bize özel yoldaşlarımız olacak. Kitaplar hayatı çekilebilir kılıyor, sizce de öyle değil mi?


Fantastik Canavarlar hakkında diğer yazılarım:



16 Aralık 2017 Cumartesi

108) HUZUR - AHMET HAMDİ TANPINAR

türk klasikleri

Dergah Yayınları
413 sayfa

Öyle bir kitap düşünün ki satırlarından naiflik aksın. Bu inceliğe, felsefeye, betimlemelere rağmen içindeki tek eksiklik, kitabın başlığı ‘huzur’ olsun.

Uzun zamandır Türk edebiyatından bir şeyler okumuyordum. Neden bu kadar ara vermişim bilmiyorum. Aslında yerli yazarlarımızı okumak benim için büyük keyiftir. Türkçeyi kullanma şekilleri, dili kalıbından çıkarıp eğip bükebilmeleri çok hoşuma gider. Çeviri eserlerde dilin bu yoğunluğunu hissedemiyorum.

Huzur’u tiyatrosuna gitmek için okumaya başlamıştım. Tabii tiyatroya kadar bitiremedim çünkü Huzur, sindirilerek okunması gereken bir kitap. Yazarın daha önce Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı eserini okuduğum için tarzını biliyordum.

Huzur, bir aşk hikayesi anlattığı kadar alttan verilen tedirginlik duygusuyla İstanbul’u, eski Türk müziğini ve hatta Batı müziğini -mesela Debussy-, felsefeyi, savaşı da anlatmakta.

Kitap genelde karakterlerin iç dünyaları üzerinden ilerliyor. Yeni savaştan çıkmış bir ülkenin, Doğu Batı arasında gidip gelen, varlıklarını bulmaya çalışan insanlarını okuyoruz.

İhsan ve Mümtaz kitabın başından beri sevdiğim karakterlerdi. Suat’ı oyunu izlememle birlikte benimsedim ve tepkilerini anladım…

Ayrıca kitapta eksik olan bölüm, yani Suat’ın mektubu Türk Edebiyatı Dergisi’nin Şubat 2017 ve Mart 2017 sayılarında yayımlanmış. Mektuba şuradan ulaşabilirsiniz: Tık



Severek okuduğum roman hakkındaki düşüncelerimden sonra gelelim benim durum raporuma. Kitap okuma hızımın dibe vurması ve böylece blogumda da pek aktif olamamamın nedeni sınavların gelip çatması… 25 Aralık’ta başlayıp, bir ay sürüyorlar. Bu da demek oluyor ki Salıncak’ın çok çalışması gerek. –korku filmi efekti verelim-.

Ders kitaplarının yanında okuduğum kitapları da bırakayım buraya #currentlyreading olarak: Homo Deus – Yuval Noah Harari, Fantastik Canavarlar –resimli versiyonu, harika!-, Amerika – Franz Kafka. Araya başka kitap almazsam, gelecek postlarım bunlar hakkında olacak. 💫

“Fakat bizim memlekette aranan kaybolur. Şark oturup beklemenin yerdir. Biraz sabırla her şey ayağınıza gelir.”

“İnsanın sevdiği bir ev olunca, kendisine mahsus bir hayatı da olur.”

“Biz düşüncelerimizi çok defa omuzlarımızda taşırız. Onun için onları kımıldatmamız bu düşüncenin ağırlığı nispetinde güç olur.”

“Mesele, okuduklarımızın bizi bir yere götürememesinde. Kendimizi okuduğumuz zaman hayatın haşiyesinde dolaştığımızı biliyoruz. Garplı, bizi, ancak dünya vatandaşı olduğumuzu hatırladığımız zaman tatmin ediyor. Hülasa, çoğumuz seyahat eder gibi, benliğimizden kaçar gibi okuyoruz. Mesela burada. Halbuki kendimize mahsus yeni bir hayat şekli yaratmak devrindeyiz.”

“Asıl büyüklük, ölüm şuuruna rağmen gösterdiğimiz cesarette.”

“Debussy’yi Wagner’i sevmek ve Mahur Beste’yi yaşamak, bu bizim talihimizdi.”

“Çünkü tanrılık yanı başınızda bir aktör elbisesi gibi asılıdır, derhal giyinmek öyle kolay ki… Bir kere insan tanrılaşmaya alışmasın.”


“Bir zihinde yaşayanlar daima güzeldirler.”


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...